Türkiye Sigorta Birliği’nin destekleriyle Altınbaş Üniversitesi’nde düzenlenen “Teknolojik Gelişmelerin Sigorta Hukukuna Yansımaları Sempozyumu”nda, sigortacılıkta yeni nesil iş modelleri ve bütünleşik sigorta uygulamaları ele alındı.
“Sigortacılıkta Yeni Nesil İş Modelleri ve Yaklaşımlar” başlıklı panel, Piri Reis Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Samim Ünan’ın oturum başkanlığında gerçekleştirildi. Panelde Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar, Sigorta ve Reasürans Brokerleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Gencay Genç ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kübra Şamlı konuşmacı olarak yer aldı.
“2030 Hedefleri İçin Yeni Sigorta Modellerine İhtiyaç Var”
TSB Başkanı Ahmet Yaşar, sigorta sektörünün 2030 hedeflerine dikkat çekerek, Türkiye’de sigortacılığın ekonomideki payının artırılması gerektiğini söyledi. Türkiye Sigorta Birliği tarafından gerçekleştirilen arama konferanslarında sektörün 2030 vizyonunun ortaya konulduğunu hatırlatan Yaşar, bireysel emeklilik dahil edildiğinde sigortacılığın ekonomideki payının yaklaşık yüzde 2,7 seviyesinde bulunduğunu, bu oranın yüzde 5’e çıkarılmasının hedeflendiğini ifade etti.
Türkiye ekonomisinin büyüklüğüne rağmen sigortacılıkta aynı seviyede olunmadığını belirten Yaşar, sektörün mevcut üretim hacminin yaklaşık 31 milyar dolar seviyesine ulaştığını, ancak 2030 hedefleri doğrultusunda bu rakamın 50 milyar dolara çıkarılması gerektiğini söyledi.
Yaşar, bu hedefe mevcut üretim yapısıyla ulaşmanın kolay olmadığını belirterek, finansal sigortalar, kefalet sigortaları, alacak sigortaları, bina tamamlama sigortaları, mikro sigortalar, parametrik sigortalar ve bütünleşik sigortacılık gibi alanların sektör için önemli sıçrama başlıkları olduğunu vurguladı.
“Bütünleşik Sigorta Büyüme İçin Önemli Bir Alan”
Dünyada gömülü sigortacılığın hızla büyüyen bir alan olduğuna işaret eden Yaşar, bu modelin 2032 yılında küresel sigorta pazarında önemli bir paya ulaşmasının beklendiğini aktardı.
Yaşar, sektörde kullanılan “gömülü sigorta” ifadesi yerine “bütünleşik sigorta” kavramının daha doğru olabileceğini belirterek, sigortanın bir ürün ya da hizmetin doğal parçası haline gelmesini bu kavramın daha iyi anlattığını söyledi.
Türkiye’nin bu modele yabancı olmadığını ifade eden Yaşar, 2004 yılında doğalgaz tesisat süreçlerine entegre edilen sigorta uygulamasını örnek gösterdi. Yaşar, bu modelde sigortanın yazılım altyapısına entegre edildiğini, milyonlarca poliçenin vatandaşın günlük işlemleri içinde, çoğu zaman fark edilmeden üretildiğini anlattı.
“Mikro Sigortalar Vatandaşın Hayatında Gerçek Karşılık Buluyor”
Ahmet Yaşar, bütünleşik sigorta ve mikro sigorta uygulamalarının yalnızca sektör büyümesi açısından değil, toplumsal fayda açısından da önemli olduğunu söyledi.
Düşük primli ve dar kapsamlı gibi görünen bazı ürünlerin, ihtiyaç anında vatandaş için hayati bir finansal destek sağlayabildiğini belirten Yaşar, özellikle hayat sigortası, fatura koruma, seyahat, kargo, evcil hayvan ve elektronik cihaz sigortaları gibi alanlarda önemli fırsatlar bulunduğunu ifade etti.
Yaşar, dijital kanalların acente ve brokerlere alternatif gibi konumlandırılmaması gerektiğini de vurguladı. Bu kanalların, geleneksel dağıtım kanallarını dışlayan değil; onların gelirlerini çeşitlendiren ve sigortaya erişimi artıran araçlar olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

Kübra Şamlı: “Bu Yeni Bir Sigorta Türü Değil, Dağıtım Modeli”
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kübra Şamlı ise gömülü sigortanın yeni bir sigorta türü değil, bir dağıtım modeli olduğuna dikkat çekti.
Şamlı, otel rezervasyonu sırasında iptal güvencesi, uçak bileti alırken seyahat sigortası, araç kiralarken kasko teminatı ya da cep telefonu alırken elektronik cihaz sigortası sunulmasını bu modele örnek gösterdi.
Bu modelin temel özelliğinin, sigorta teminatının başka bir ürün veya hizmetin satın alma sürecine entegre edilmesi olduğunu belirten Şamlı, tüketicinin ihtiyaç duyduğu anda sigorta teminatıyla buluşmasının erişim açısından önemli bir avantaj sağladığını ifade etti.
Ancak Şamlı, sigorta ürününün hangi platformda sunulursa sunulsun sigortacı tarafından verildiğinin açıkça anlaşılması, bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmesi ve tüketicinin yanıltılmaması gerektiğini vurguladı.
Hukuki Çerçeve Belirleyici Olacak
Şamlı, e-ticaret ortamlarında sunulan sigorta ürünlerinde hukuki sınırların önemine dikkat çekerek, her ürünün sigorta sayılabilmesi için Türk Ticaret Kanunu kapsamında bir riskin teminat altına alınması gerektiğini söyledi.
İhtiyari garanti ile sigorta arasındaki ayrımın doğru yapılması gerektiğini belirten Şamlı, Avrupa Birliği’nin sigorta dağıtımına ilişkin düzenlemelerinde tüketicinin hangi kanaldan sigorta alırsa alsın asgari düzeyde korunmasının esas alındığını aktardı.
Şamlı’ya göre bütünleşik sigortanın geleceğinde telematik uygulamalar da önemli yer tutacak. Araçlardan, giyilebilir teknolojilerden, akıllı sensörlerden ve nesnelerin internetinden elde edilen verilerle kişiye ve riske özel sigorta modellerinin daha fazla gündeme gelmesi bekleniyor.
Gencay Genç: “Bütünleşik Sigorta Aracıyı Devre Dışı Bırakmaz”
Sigorta ve Reasürans Brokerleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Gencay Genç ise bütünleşik sigortaya acente ve brokerler açısından bakılması gerektiğini söyledi.
Genç, doğru kurgulanan bir modelde bütünleşik sigortanın aracıyı saf dışı bırakmayacağını, aksine denetlenebilir ve sigortacılık formasyonuna sahip bir aracının gözetimine daha fazla ihtiyaç doğuracağını ifade etti.
Gömülü sigortanın müşteriyle ilk teması kuran tarafı değiştirdiğini belirten Genç, bu tarafın çoğu zaman sigortacı değil; bir perakendeci, platform, yazılım ya da yapay zekâ olabildiğini söyledi. Genç’e göre asıl soru, müşteri ile sigortacı arasındaki köprüde sigortacılık sorumluluğunun nerede konumlanacağı.
“Tüketici Korunmalı, Yetkisiz Aracılık Riski Yönetilmeli”
Gencay Genç, bütünleşik sigorta modelinin sigortasız zararın önlenmesine katkı sağlayabileceğini, ancak yanlış satış, mükerrer sigorta, eksik sigorta ve bilgi asimetrisi gibi riskleri de beraberinde getirebileceğini söyledi.

Bu nedenle bilgilendirme, ürün uygunluğu, hasar ve şikâyet süreçlerinin yetkili ve denetlenebilir bir sigorta aracısının gözetiminde yönetilmesi gerektiğini belirten Genç, bu yapının hem tüketiciyi koruyacağını hem de yetkisiz aracılık riskini azaltacağını ifade etti.
Genç, bütünleşik sigortanın acente ve brokerler için bir tehdit değil, doğru kurgulandığında yeni ve daha sorumlu bir rol üstlenme fırsatı olduğunu vurguladı.
Yeni Modelin Başarısı Güvenli Çerçeveye Bağlı
Panelde öne çıkan ortak görüş, bütünleşik sigortanın sigortaya erişimi artırabilecek güçlü bir model olduğu yönünde oldu. Ancak bu modelin sağlıklı işlemesi için tüketiciye sunulan teminatın açık, anlaşılır ve doğru olması; sigortacının kimliğinin net biçimde belirtilmesi; hasar ve şikâyet süreçlerinin belirsiz bırakılmaması gerektiği vurgulandı.
Sempozyumda yapılan değerlendirmeler, sigorta sektöründe yeni nesil iş modellerinin yalnızca teknolojik bir dönüşüm olmadığını; aynı zamanda hukuk, tüketici koruması, dağıtım kanalları ve güven ekseninde ele alınması gereken stratejik bir başlık olduğunu ortaya koydu.