Havza’da 70 ev, 385 iş yeri ve yaklaşık 150 aracın zarar gördüğü sel felaketi sonrası konuşan TSB Başkanı Ahmet Yaşar, sigortalılık oranlarının yüzde 5-10 seviyelerinde kaldığını belirterek sigorta farkındalığı çağrısı yaptı.
Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar ve Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Özgür Obalı, 12 Mayıs'ta yıkıcı sel felaketinin yaşandığı Samsun'un Havza ilçesini ziyaret ett. Yaşar ve Obalı burada Havza Belediye Başkanı Murat İkiz ile birlikte NTV'de yayımlanan Noyan Doğan'ın sunduğu Bakış programına konuk oldu.
Yaşanan sel felaketinin ardından ilçedeki hasar tablosu, sigortalılık oranları, zorunlu afet sigortası ihtiyacı ve Türkiye’de değişen afet riskleri ele alındı.
Havza’da 385 iş yeri, 70 ev ve 150 araç zarar gördü
İkiz’in verdiği bilgilere göre, ilçede 70 ev, 385 iş yeri ve yaklaşık 150 araç selden zarar gördü. Selin etkisini artıran nedenlerden biri olarak Hacı Osman Deresi’nin üzerinin yıllar önce kapatılması da gündeme geldi. Belediye Başkanı Murat İkiz, yaklaşık 40 yıl önce derenin üzerinin kapatıldığını ve üzerine 56 iş yeri yapıldığını belirtti.
İkiz, bu yapıların büyük bölümünün yıkıldığını ifade ederek, derenin üstünün açılacağını ve ıslah çalışmasının yapılacağını söyledi. Ancak İkiz’e göre yalnızca derenin açılması yeterli değil; Vezirköprü yönünden gelen suyun kontrol altına alınması için sel kapanı veya baraj niteliğinde bir projenin de hayata geçirilmesi gerekiyor.
“Sigortalılık oranları yüzde 5-10 civarında”
Ahmet Yaşar, Havza ziyaretini hem esnafla görüşmek hem de yerinde tespit yapmak amacıyla gerçekleştirdiklerini söyledi. Yaşar, yerel yönetimlerle koordinasyonun önemine dikkat çekerek, sigorta sektörünün afet sonrası yaraların sarılmasına katkı sunmaya hazır olduğunu belirtti.
Yaşar, Havza’daki sigortalılık tablosuna ilişkin şu bilgileri paylaştı:
“38 organize sanayi bölgesindeki iş yerimizin, 1045 tane sivil konutun sigortalı olduğunu; 708 tane de ticari işletmenin poliçe sahibi olduğunu gördük. Havza’da 2629 tane aracımızın da kasko sigortası var.”
Buna karşın sigortalılık oranlarının oldukça düşük olduğuna dikkat çeken Yaşar, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Rakamlara baktığımız zaman sigortalılık oranının yüzde 5’ler, yüzde 10’lar civarında olduğunu görüyoruz. Son derece düşük rakamlar.”
Yaşar, 150 aracın hasar gördüğünün ifade edilmesine rağmen ilk aşamada sektöre yalnızca iki kasko ihbarı geldiğini belirterek, ihbar sayılarının ilerleyen günlerde artabileceğini söyledi.
“Esnafın kapalı olması sadece esnaf için zarar değil”
Yaşar, afet sonrası sigortanın yalnızca bireysel zararları karşılayan bir mekanizma olmadığını, aynı zamanda sosyal ve ekonomik hayatın devamlılığı açısından da kritik rol oynadığını vurguladı:
“Esnafın kapalı olması sadece o esnaf için zarar değil. Buradaki sosyal hayatın da durmasına, ticari hayatın durmasına, canlılığın durmasına sebep oluyor.”
Sigortalı işletmelerde eksperlerin hızla sahaya indiğini ve zarar tespitlerinin yapıldığını belirten Yaşar, sigortanın ticari hayatın yeniden başlamasını hızlandıran bir sistem olduğuna dikkat çekti.
“Türkiye artık sadece bir deprem ülkesi değil”
Yaşar bugüne kadar deprem riskinin ön planda olduğunu ancak artık sel, fırtına, yer kayması ve yangın gibi risklerin de hayatın parçası haline geldiğini vurguladı:
“Türkiye artık sadece bir deprem ülkesi değil. Artık fark ediyoruz ki seller, yer kaymaları ve fırtınalar da hayatımızın bir parçası haline geldi.”
Yaşar, dünyada “ikincil riskler” olarak tanımlanan bu afetlerin artış gösterdiğini belirterek, bu tablonun “yeni normal” olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Yaşar, devletin afet sonrası yaraları sardığını ancak tüm yükün kamu kaynaklarıyla karşılanmasının kalkınma üzerinde baskı oluşturduğunu dile getirerek, sigortanın ülkenin korunma açığını dünya reasürans piyasalarına transfer eden bir mekanizma olduğunu belirtti:
“Elbette devletimiz güçlü. Ama biz devletimizin kaynaklarını çok daha akılcı, çok daha iyi şekilde kullanabiliriz sigorta yöntemiyle.”
Zorunlu afet sigortası sel riskini de kapsayacaktı
Obalı, Zorunlu Afet Sigortası'nın özellikle Kahramanmaraş depremlerinden sonra gündeme gelen reform çalışmalarının önemli parçalarından biri olduğunu söyledi. Obalı, Türkiye’nin yalnızca deprem değil; sel, yangın, yer kayması ve benzeri farklı afet riskleriyle de karşı karşıya olduğunu belirtti.
Zorunlu afet sigortasının çıkması halinde sel riskinin de sistemin parçası olacağını ifade eden Obalı, şu değerlendirmede bulundu:
“Eğer ZAS çıkmış olsaydı, sel felaketi zorunlu sigortanın bir parçası haline gelmiş olacaktı.”
Obalı, küçük işletmelerin ve KOBİ niteliğindeki iş yerlerinin de bu paketin içinde değerlendirilmesinin söz konusu olduğunu belirterek, afet sigortasının öneminin Havza’daki tabloyla bir kez daha görüldüğünü ifade etti.
neyin teminat altında olduğunu mutlaka bilin
Özgür Obalı, konut ve iş yeri poliçelerinde teminat kapsamının doğru anlaşılması gerektiğini vurguladı. Sigorta yaptırmanın tek başına yeterli olmadığını belirten Obalı, poliçelerde sel, deprem ve benzeri risklerin bulunup bulunmadığının mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini söyledi:
“Teminatınızı alırken neyin teminat altına alındığını mutlaka iyi bilin.”
Obalı, özellikle riskli coğrafyalarda sel ve deprem teminatlarının ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.
“Sigorta yalnızca hasar sonrası ödeme yapan bir yapı olmamalı”
Özgür Obalı, sigortanın gelecekte yalnızca hasar sonrası zararları karşılayan bir sistem olarak değil, riskleri önleyen ve davranışları yönlendiren bir mekanizma olarak da konumlanması gerektiğini söyledi.
Obalı, önlem alanlara daha düşük prim uygulanması, yüksek riskli alanlarda ise riskin doğru fiyatlanması gibi modellerin dünyada kullanıldığını belirtti. İş yeri ruhsatı süreçlerinde sigortanın zorunlu tutulması gibi basit uygulamaların da yerel yönetimler aracılığıyla yaygınlaştırılabileceğini ifade etti.