Avukat Çağlar Kaçar, sigorta hukukunun hasar yönetimindeki rolünü, teminat uyuşmazlıklarının nedenlerini, poliçe okuryazarlığının önemini ve Sigortacılık Tahkim Komisyonu’nun işleyişini değerlendirdi. Kaçar, hasar süreçlerinde temel amacın “ne bir lira fazla ne bir lira eksik” ödeme anlayışıyla doğru tazminatın belirlenmesi olduğunu vurguladı.
Sigorta sektöründe hasar yönetimi, yalnızca teknik ve operasyonel bir süreç değil; aynı zamanda güçlü bir hukuki değerlendirme alanı olarak öne çıkıyor.
Sigortacı Kafası programında Uğur Gülen ile Zeynep Türker'ie konuk olan Avukat Çağlar Kaçar, sigorta sözleşmelerinin niteliği gereği gelecekte gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan riskleri belirli şartlar ve sınırlar içinde teminat altına aldığını söyledi. Kaçar, sigorta poliçesinin her şeyi sınırsız şekilde güvence altına alan bir belge olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu:
“Sigorta bir sözleşme ve henüz gerçekleşmemiş, gelecekte gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan bir riski konu alıyor. Bu nedenle belirli şartlarla ve belirli sınırlarla verilen bir güvence söz konusu.”
Bu nedenle hasar anı geldiğinde poliçede yer alan şartların, istisnaların ve teminat kapsamının somut olay özelinde yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kaçar, hukukun tam da bu noktada devreye girdiğini ifade etti.
Poliçe metni hukuki bir metindir
Kaçar’a göre sigorta sözleşmelerinde uyuşmazlıkların önemli bir kısmı, poliçe metninin ya da klozların farklı şekillerde yorumlanmasından kaynaklanıyor. Poliçe wording’lerinin taraflar arasındaki şartları belirleyen hukuki metinler olduğunu söyleyen Kaçar, bu metinlerin hazırlanmasında ve yorumlanmasında Türk Ticaret Kanunu, yargı içtihatları ve doktrindeki görüşlerin temel kaynaklar olduğunu belirtti.
Ancak sigorta sektöründe yeni risklerin ve yeni iş modellerinin ortaya çıkması, her zaman mevcut kaynaklarla net yanıt üretmeyi mümkün kılmıyor. Kaçar, özellikle veri merkezleri gibi hızla gelişen alanlarda, klasik inşaat poliçelerinin bazı ihtiyaçlara tam karşılık veremediğine dikkat çekti.
“Kanunun, içtihatların veya daha önce test edilmiş uygulamaların cevap veremediği pek çok durumla karşılaşabiliyoruz. Bu noktada yorum farklılıkları ortaya çıkıyor.”
Yeni riskler sigorta hukukunu da dönüştürüyor
Programda veri merkezleri örneği üzerinden yeni risk alanlarına değinen Kaçar, özellikle inşaat poliçelerinde başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesinin bazı yeni yatırımlar açısından tartışmalı hale geldiğini söyledi. Veri merkezlerinde kiracıların, proje tamamen tamamlanmadan sisteme dahil olabildiğini belirten Kaçar, bu durumun teminatın ne zaman başlayacağı ve ne zaman sona ereceği konusunda yeni belirsizlikler doğurduğunu ifade etti.
Kaçar’a göre bu yalnızca Türkiye’ye özgü bir sorun değil. Benzer tartışmalar ABD ve İngiltere gibi gelişmiş sigorta pazarlarında da yaşanıyor.
“İhtiyaçlar değişiyor. Gelişen talepler, yeni uygulamalar, yeni poliçeler ve wording’ler karşısında daha önce test edilmemiş çok sayıda durumla karşılaşabiliyoruz.”
Uyuşmazlık en çok hasar kararından sonra görünür hale geliyor
Sigorta şirketi ile sigortalı arasındaki uyuşmazlıkların her hasarda ortaya çıkmadığını vurgulayan Kaçar, asıl kırılma noktasının hasar bildirimi sonrasında yapılan değerlendirme ve karar aşaması olduğunu söyledi.
Hasar gerçekleştiğinde sigortalının zamanında bildirim yapmasının büyük önem taşıdığını belirten Kaçar, özellikle hasarın devam ettiği veya tazminat tutarının büyüyebileceği durumlarda sigorta şirketiyle hızlı temas kurulması gerektiğini ifade etti.
“Hasarın devam ettiği, tazminatın daha da ağırlaştığı durumlarda gerekli tedbirleri alabilmek için sigorta şirketiyle derhal paylaşım yapılması gerekir.”
Kaçar’a göre uyuşmazlık çoğu zaman sigorta şirketinin nihai kararının sigortalının beklentisini karşılamadığı noktada ortaya çıkıyor. Bu karar; teminatın kısmen ya da tamamen reddi, öngörülen tazminatın düşük bulunması veya hesaplama yöntemlerine ilişkin farklılıklar nedeniyle tartışmalı hale gelebiliyor.
Muğlak wordIng’ler uyuşmazlıkların ana kaynaklarından biri
Kaçar, uyuşmazlıkların temel nedenlerinden birinin poliçe metinlerindeki muğlak ifadeler olduğunu söyledi. Özellikle büyük rizikolu hasarlarda, daha önce test edilmemiş klozların ve farklı yorumlara açık hükümlerinin süreci zorlaştırabildiğini belirtti:
“Uyuşmazlıkları en çok yaratan kısım muğlak wording’ler. Büyük rizikolu hasarlarda, kaynakların cevap vermediği ve tarafların net olamadığı durumlarla karşılaşabiliyoruz.”
Kaçar, trafik sigortası gibi daha fazla içtihat ve uygulama pratiği oluşmuş branşlarda uyuşmazlık alanının daha sınırlı olduğunu, ancak yine de somut olayın özelliklerine göre farklı yorumların gündeme gelebileceğini söyledi.
Poliçe okuryazarlığı kötü sürprizleri azaltır
Sigortalıların hasar sürecinde yaşadığı hayal kırıklıklarının önemli bir kısmının poliçe kapsamının yeterince bilinmemesinden kaynaklandığını belirten Kaçar, “poliçe okuryazarlığı” kavramına dikkat çekti.
Sigorta poliçelerinde ana teminatların yanında istisnalar, şartlar ve sınırların da bulunduğunu hatırlatan Kaçar, sigortalıların poliçeyi yalnızca teminat başlıkları üzerinden değerlendirmesinin yanlış beklenti oluşturabileceğini söyledi:
“Sigorta sözleşmesi şartsız ve sınırsız bir sözleşme değildir. Teminatların hangi hallerde geçerli olduğu ve hangi hallerde istisna tutulduğu poliçede ayrıca düzenlenir.”
Kaçar’a göre özellikle kurumsal sigortalılar açısından risk yönetimi departmanları, brokerler ve uzman danışmanlardan destek almak; hem poliçe düzenlenmeden önce risk açıklarını görmek hem de hasar anında süreci daha sağlıklı yönetmek açısından kritik önem taşıyor.
Hasar sürecinde iletişim uyuşmazlığı azaltan en önemli unsur
Hasar yönetiminde iletişimin belirleyici rolüne dikkat çeken Kaçar, sigortalının kötü bir durumla karşı karşıya olduğu anda bilgiye ihtiyaç duyduğunu, iletişimsizliğin ise duygusal gerilimi artırdığını söyledi.
Bilgi ve belge taleplerinin de hasar sürecinin doğal bir parçası olduğunu belirten Kaçar, ancak bu taleplerin somut olayla ilgili, gerekli ve makul sınırlar içinde olması gerektiğini vurguladı:
“Doğru hasar yönetimi açısından iletişim ve sağlıklı iletişim en önemli faktörlerden biridir.”
Büyük hasarlarda eksperler, reasürörler, brokerler, hukuk ekipleri, teknik uzmanlar ve mühendisler gibi çok sayıda paydaşın sürece dahil olabildiğini belirten Kaçar, bu çeşitliliğin doğru sonuca ulaşmak için gerekli olduğunu ancak iyi yönetilmezse süreci karmaşıklaştırabileceğini ifade etti.
“Ne bir lira fazlası ne bir lira azı”
Av. Çağlar Kaçar, sigorta hukukunda temel yaklaşımın doğru tazminatın belirlenmesi olduğunu vurguladı. Hasar sürecinde amaçlarının ne sigortalının ne de sigorta şirketinin aleyhine sonuç yaratmak olmadığını belirten Kaçar, bu yaklaşımı şöyle özetledi:
“Amacımız ne bir lira fazlası ne bir lira azı ödensin. Doğruya ve tarafların iradesine en yakın noktayı bulmaya çalışırız.”
Kaçar, bu yaklaşımın sigorta hukukundaki tazmin ilkesiyle bağlantılı olduğunu belirterek, sigorta sözleşmesinin hiçbir zaman zenginleşme aracı olamayacağını söyledi. Eksik sigorta, tazminat hesabı ve teminat değerlendirmelerinde bu ilkenin belirleyici olduğunu ifade etti.
Sigortacılık Tahkim Komisyonu hızlı çözüm mekanizması sunuyor
Uyuşmazlığın taraflar arasında sulh yoluyla çözülemediği durumlarda yargı yollarının devreye girdiğini belirten Kaçar, sigorta uyuşmazlıklarında en yoğun kullanılan iki yolun Sigortacılık Tahkim Komisyonu ve genel mahkemeler olduğunu söyledi.
Kaçar, Sigortacılık Tahkim Komisyonu’nun Türkiye Sigorta Birliği nezdinde kanunla kurulan ve sigorta uyuşmazlıklarının daha hızlı çözülmesini amaçlayan bir mekanizma olduğunu belirtti:
“Sigortacılık Tahkim Komisyonu, sigorta uyuşmazlıklarının kolay, hızlı ve doğru şekilde çözümlenmesini sağlayan bir tahkim mekanizmasıdır.”
Komisyon sürecinde başvurudan itibaren dört ay içinde karar verilmesinin hedeflendiğini belirten Kaçar, bazı dosyalarda sürecin tarafların anlaşmasına bağlı olarak uzayabildiğini de ifade etti. Parasal limite göre itiraz hakem heyeti ve temyiz süreçlerinin de gündeme gelebildiğini aktardı.
Büyük rizikolar için uzmanlaşmış çözüm ihtiyacı
Genel mahkemelerde dava açılmadan önce arabuluculuğun dava şartı olarak uygulandığını belirten Kaçar, sigorta uyuşmazlıklarının çoğunlukla ticaret mahkemelerinde görüldüğünü söyledi. Deniz sigortaları açısından ise deniz ihtisas mahkemelerinin devreye girdiğini hatırlattı.
Kaçar, gelecekte büyük rizikolu sigorta uyuşmazlıkları için daha uzmanlaşmış mekanizmaların gündeme gelebileceğini belirtti. Özellikle karmaşık ürünler ve yüksek tutarlı hasarlar açısından tahkim sisteminin geliştirilmesi, uzman hakem seçimi ve süreçlerin hızlandırılması gibi alanlarda iyileştirmeler yapılabileceğini ifade etti.
Yapay zekâ ve legal tech sigorta uyuşmazlıklarında yeni başlık olacak
Programda teknolojinin uyuşmazlık süreçlerinde nasıl kullanılabileceğine de değinen Kaçar, yapay zekânın hasar süreçleri ve karar mekanizmaları açısından yeni tartışmalar doğuracağını söyledi.
Yapay zekânın bilgi toplama, benzer dosyaları analiz etme ve araştırma süreçlerinde önemli avantajlar sağlayabileceğini belirten Kaçar, ancak nihai karar süreçlerinde insan kontrolünün ortadan kalkmasının yeni teminat uyuşmazlıklarına yol açabileceğini ifade etti.
“Yapay zekânın karar süreçlerine katılımı, önümüzdeki dönemde teminat uyuşmazlığı veya sigorta uyuşmazlığı olarak tartışacağımız konulardan biri haline gelebilir.”
Sigorta sektörü geniş bir uzmanlık alanı
Kaçar, sigorta sektörünün hukukçular için yalnızca hasar uyuşmazlıklarıyla sınırlı olmayan geniş bir alan sunduğunu da söyledi. Sigorta hukukunun farklı sektörlerle temas eden, uluslararası yapısı güçlü ve mesleki açıdan geliştirici bir alan olduğunu belirten Kaçar, hukukçuların sigorta şirketlerinde, brokerlik şirketlerinde, plasman, ürün geliştirme ve finansal sigortalar gibi alanlarda da önemli katkılar sağlayabileceğini ifade etti.
Kaçar, sigorta sektörünün genç hukukçular için güçlü bir kariyer alanı olduğunu belirterek, sektörün hem teknik hem de hukuki anlamda ciddi bir gelişim imkânı sunduğunu söyledi.